

Yaşama yönelik tutumları dikkate alındığında Schopenhauer ve Nietzsche adeta iki farklı kutupta yer alır. Schopenhauer söz konusu olduğunda; kendisi, yaşama yönelik takınabileceğimiz en iyi tutumun ona olabildiğince az bağlılık göstermek olduğunu düşünür. Yaşam özünde, sonu gelmez istemelerin ve bu istemeleri gerçekleştirme çabası nedeniyle aralıksız acının ortaya çıktığı bir yerdir. Özünde anlamsız olan dünya, herhangi yüce bir amaçtan yoksundur ve bu dünyada biz boşu boşuna isteklerimizi gerçekleştimek adına durmadan uğraşır dururuz, oysa Schopenhauer amaçlarımızın elimizle şişirdiğimiz ve kaçınılmaz olarak gene elimizde patlayacak olan köpükten balonlara benzedğini düşünür. O halde yapılacak en iyi şey yaşamın içinde olabidiğince az yer almaktır. Hatta ona bütünüyle sırt çevirmek ve en üst düzeyde isteklerimizi dizginlendirmek ve susturmak yapılacak en bilgece davranıştır.
Oysa Nietzsche söz konusu olduğunda Schopenhauer'ın tam tersi bir tutumla karşılaşırız. Nietzsche, Schopenhauer'ın yaklaşımını korkakça değerlendirir, ve yaşamdan sırt çevirmenin insanın kendisine sırt çevirmesi anlamına geldiğini düşünür. Yaşamı olabilecek en üst düzeyde kucaklamamız gerektiğini ileri süren Nietzsche her anımızı, sanki o an sonsuzca tekrarlanacakmışcasına yaşamımızı önerir.
Yaşamı her yanıyla onaylama, onu bütünüyle benimseme ve aslında kendi yaşamına hükmedip kendi değerlerini yaratma onun en önem verdiği davranış biçimleridir.
Nietzsche ve Schopenhauer kanımca yaşama yönelik bakışın en iyi iki örneğini teşkil eder. Yaşam ile kurulan bağın iki düşünür için çok farklı bağlamları vardır ve her ikisinin de farklı düşünce kutuplarında yer aldığı çok açıktır. Ne var ki farklılık esasında Schpenhauer'ın kendi düşüncesini meydana getirirken, dünyanın kendisinden yola çıkmasından, Nietzsche'nin ise doğrudan doğruya somut insanı merkeze alarak bir düşünce gerçekleştirmesinden kaynaklanır. Aslında soru hep temelde yatana ilişkindir. Yaşam özünde nedir? Bu soruyu Schopenhauer dünyadan yola çıkarak cevaplamaya çalışır ve karamasar bir yaşam resmine sahip olur. Nietzsche ise tek insandan, yani kişiden yola çıkar ve bambaşka bir yaşam kavrayışına ulaşır.





