Yaşam her zaman, en derininde duyumsadığın fakat hiç bir şekilde dile getiremediğindir... Onun ne olduğunu söylemek için onun dışına çıkman gerekir, bu da ancak ölümle mümkün olur... Belki de bu yüzden yaşamın ne olduğunu bize en hakiki biçimde ölümün kendisi gösterir...Çünkü ölüm yaşamın sonu olduğu gibi, sınırıdır da.... Ölümle yüzyüze geldiğinde yaşama sınırdan bakarsın ve onun ne olabileceğine dair en gerçek kavrayışa ulaşırsın...
1 yorum:
...Varoluşunu ne kadar çok düşünürse düşünsün, hemen yaşamın sonu olduğu düşüncesi de geliyordu aklınaç Bunun tam tersi de geçerliydi : Bir gün yok olacağını kuvvetle hissederse, yaşamın nasıl sonsuz bir değere sahip olduğunu da asıl o zaman anlıyordu. Madalyonun bir yüzü ne kadar büyük ve belirginse, diğer yüzü de o kadar büyük ve belirgindi. Yaşam ve ölüm aynı şeyin iki yüzüydü.
Jostein Gardner Sofi'nin Dünyası'nda böyle dile getiriyor ölüm ve yaşam arasındaki ilişkiyi. Ölümün hayatın sınırı olması fikrinde sana katılıyorum; bunu iki boyutlu düzlemde değil de üç boyutlu düzlemde düşünmek gerek, yani bu sınırdan hayata kuşbakışı bakabiliyorsun. İşte o bakış sana hayatın bütünü hakkında o kadar çok şey sunuyor ki..
Yorum Gönder