20 Mayıs 2013 Pazartesi

İronik Pirzola


Yaşam bir gizem kuşkusuz. Öncesi ve sonrası ile tam bir muamma. Ne olduğunu hiç bir zaman tam olarak kavrayamadığımız ve kavrayamayacağımız bir yük aslında yaşam. Kavradığımızı iddia etsek bile  ve dahası bu kavrayışımıza uygun bir şekilde yaşasak dahi, kavradığımızı sandığımız şeyden hiç bir zaman emin olamayız, bir eksiklik bir "şüphe!" daima yani başımızdadır. Her eylemde usulca sokulur bize. Yakamızı bırakmaz. Yaşamın bir bütün olarak bizim için kavranamaz oluşu, doğal olarak yaşamın içinde gerçekleştirdiğimiz eylemlere de sızar.  İnsanoğlu ne kadar kabul etmese de, bu "şüpheye" rağmen ve "şüphe" ile yaşamaktadır.   Kim yaşamının aldığı yönelimden mutlak anlamda emin olabilir ki? Bu durum, sadece geleceğin bizim açımızdan bir bilinmez oluşundan kaynaklanmaz. Bu durum, tam da yaşamın kendi doğasından kaynaklanır. Davranışlarımızın doğruluğunu bize kim garanti edebilir ki? Sadece birtakım varsayımlara, olmadı inançlara dayanarak bir şeylerin doğru ya da yanlış olduğunu ileri sürebiliriz. O halde bütün bir  insan yaşamı kaçınılmaz bir şekilde bir takım inançlara, varsayımlara (mı) yaslanmaktadır!?
Yaşamın böylesi ele geçirilemez oluşu, her birimizin onunla kurduğu ilişkinin niteliğini ayrıca ve de fazlaca önemli bir hale getirir. Yaşam kendisini bize hep eksik ve tamamlanmamış biçimlerde açarken, nasıl bir tavır sergilemeli insan. Karamsar bir bakış açısıyla el etek çekmek kuşkusuz ilk akla gelen davranış biçimi olurdu.  Hangimiz bir kez olsun düşünmemiştir ki bunu yapmayı, özellikle de hayatın bu ne idüğü belirsiz anlamı ya da anlamsızlığı içerisinde. Gerçekten de nasıl olup da böylesi düşünceler içinde karamsarlığa kapılmaz ki insan. Ya da tam tersine, bir yanılsama içinde tüm bu düşünceleri zihninden kovup mutlak bir rehavet içinde yaşamdan ve her eyleminden bütünüyle emin olarak yaşayabilir insan. Ama görüldüğü gibi ne onu ne de berikini yapabilen kişi sayısı çok az. Nasıl yaşıyoruz peki ? Nedir yaşamımızın aldığı biçim? Bana hep ironik varlıklar olmalıymışız gibi gelir. Bir gün gelecek o pirzolanın tadına bakacağız, bu aslında, kaçınılmaz ve elle tutulur biçimde mutlak anlamda emin olabileceğimiz yegane hakikat. Ne yapılabilir ki bu acımasız gerçek karşısında? Yaşama belki ironik bakmak ve onu koca bir şakadan ibaret görüp biraz gülümsemek... Çünkü eğer sen yaşamı ve bu yaşamda olan bitenleri fazlasıyla ciddiye alıp ona ve kendine gülmezsen; yaptıklarını ve yaşamını biraz olsun "alay" edilebilecek bir şey olarak algılamazsan,  birisi kesin gülüyor olacak kıs kıs sana bir köşeden...  Ona bu fırsatı verme derim...

Hiç yorum yok: